Web Analytics
 

"Gelişmiş bir dile maruz kalmadan, kendi kendinize dil yaratmak..."

Bir çocuk, hiçbir dile maruz kalmadan iletişim kurabilir mi? İşitme kaybı sebebiyle sese dayalı bir dil edinememiş ve işiten ebeveynler tarafından büyütülürken herhangi bir işaret diline maruz kalmamış çocukların iletişim kurmak için kullandıkları dile “ev içi işaret dili” denir. Bu diller, iletişim bakımından tek başına kalmış sağır çocukların kendi kendilerine oluşturdukları işaret sistemleridir. Her ne kadar çevrelerindeki kişilerle günlük hayatlarını devam ettirebilecek kadar iletişim kursalar da temel iletişim mekanizması olarak bir ev işaret sistemini kullanan tek bir sağır birey vardır. Dolayısıyla bu iletişim sistemlerini tek kişilik diller gibi düşünebiliriz. İşiten bireyler arasında büyüyen ve yaşamını sürdüren sağır bireyler kendi oluşturdukları işaretleri sürekli olarak kullandıkları için bu işaretler işiten insanların konuşurken kullandıkları jest ve mimiklerin ötesinde bir sistematiklik ve süreklilik kazanmaktadır. Ev içi işaret dili kullanan sağır kişilerin gelişmiş bir dile sınırlı düzeyde maruz kalmalarına ve kendi tecrübelerini paylaşan başka sağır bireylerle kısıtlı etkileşime girmemelerine rağmen böylesine sistemler üretmeleri, insanın doğuştan getirdiği dil kapasitesinin yeterli çevresel etkileşim olmadığında bile dil üretebilme becerisine sahip olduğunun açık göstergesidir. 

Farklı ev içi işaret dili konuşan sağır kişilerin bir araya gelip bir topluluk oluşturması ise Türk İşaret Dili gibi daha gelişmiş dillerin ortaya çıkmasının ilk adımı olduğu düşünülmektedir.

Ayşe, doğduğunda işitiyordu ancak henüz konuşmayı öğrenemeden menenjite bağlı yüksek ateş sonucu işitme duyusunu tamamen kaybetti. Ailenin ilk ve tek sağır üyesi olarak Türkçeye yeterince maruz kalmadan büyüdü. Elbette bu Ayşe’nin iletişim kurmasına engel olmadı. Kendi başına tek kişilik bir dil yarattı. Ayşe kısa süreliğine okula gitse de hayat şartları yüzünden eğitimini bıraktığı için hiç TİD bilmiyor. Şu anda hala ailesiyle yaşıyor ve sağır biriyle evli. Ayşe aile bireyleriyle, özellikle de kullandığı işaretleri çok iyi bilen annesi ve ablasıyla iletişim kurmakta zorluk çekmiyor. Kendisini ziyaret ettiğimiz saha çalışmamız esnasında Ayşe, kahve hazırlamasına yardım eden araştırmacımıza bile hayatını anlatabiliyor.

Şu anda 34 yaşındaki Ahmet, şehir hayatından kopuk bir biçimde çadırda büyümüş ve Ayşe gibi o da hiç okula gitmemiş. Hayatını tarım işçiliği gibi çeşitli gündelik işlerden kazanıyor ve işçilerle birlikte bir kampta yaşıyor. Bu kamptaki tek sağır olan Ahmet’in hem eşi hem de çocuğu işitiyor. 






 

Sergi boyunca bütün katılımcıların isimleri gizliliklerini korumak amacıyla değiştirilmiştir.