Web Analytics
 

"Her ülkenin kendine özgü bir işaret dili vardır."

Türkiye’nin ulusal işaret dili olan Türk İşaret Dili'nin yaklaşık yüz yirmi yıl öncesine, Osmanlı dönemine dayanan bir tarihi olduğu düşünülmektedir. O dönemde sağırlar Osmanlı saraylarında rahatlıkla iş bulabilmiştir. İşitemedikleri için devlet sırlarını dışarıya sızdıramayacak olmaları, bu dönemde Osmanlı saraylarında rahatlıkla iş bulabilmelerini sağlamıştır. Bu kişilere o dönemlerde “dilsiz” denmiş olsa da eski kaynakların çoğunda kendi aralarında ellerini kullanarak anlaştıkları yazar [1].

Her dilde olduğu gibi Türk İşaret Dili de kendine özgü bir kültüre sahiptir. Örneğin sağır bireyin hem resmi adları hem de işaret adları vardır; işaret adları, sadece sağır toplum tarafından belirlenebilir. Bunun yanı sıra sağır bireyler arasında diyaloğu başlatmak ya da dikkat çekmek için hızlıca el sallama, çeşitli yüzeylere vurarak titreşim yaratma ya da ışıkları kapayıp açma gibi yöntemler kullanılır. Sağır kültürünün vazgeçilmez bir parçası olup işiten toplum tarafından yanlış anlamalara açık olan bir davranış, elle göstermek ya da işaret etmektir; oysa bu davranışlar, Türk İşaret Dili için zamirlere karşılık gelir. Hepsini bir arada ele almak, Türk İşaret Dili ve bağlı olduğu sağır kültürünün ne kadar kapsamlı olduğunu gösteriyor. 

[1] Dikyuva, H., Makaroğlu, B., & Arık, E. (2015). Türk İşaret Dili Dilbilgisi Kitabı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayınları: Ankara.

Yirmi yaşındaki Hüseyin; kendisi gibi sağır olan babası, annesi, amcası, yengesi ve kuzenleriyle beraber geniş bir avluyu paylaşan evlerden birinde yaşıyor. Bu büyük ailenin sağır olmayan tek üyeleri Hüseyin’in dedesi ve babaannesi. Kuzenleriyle sürekli bir arada olması, Hüseyin'in işaret dilini pekiştirebildiği bir sosyal çevrede büyümesini sağlamış. Hüseyin, üniversiteden yeni mezun olmuş ve bu anlamda da ailesindeki genç üyelere örnek oluyor. Şu anda iş arayışında olan Hüseyin bu anlamda zorlu bir dönemden geçse de kendini geliştirmeyi de ihmal etmiyor. Zamanının büyük bir kısmını araştırarak, internette dolaşarak, hobilerine vakit ayırarak ya da kuzenleriyle sosyalleşerek geçiriyor.

Hüseyin’in kuzeni Melike de yeni bir üniversite mezunu. İş bulamama sorununu o da yaşıyor. Ailesinden ve köyünden ilk kez üniversite okumaya gittiğinde ayrılmış. O zamanlar her gün babasını arayıp ağlayarak nasıl geri dönmek istediğini anlatıyor bize. Oysa babası, Melike'nin eğitiminin ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak devam etmesi için onu cesaretlendirmiş. Üniversite eğitimi boyunca yeni insanlarla tanışıp kendini her alanda geliştiren Melike, özgüveni ve cana yakınlığıyla araştırma ekibimize yardımcı oluyor. Deney arasında Türkiye'nin dört bir yanında gezdiği şehirleri anlatan Melike, özgüveniyle hepimize örnek oluyor.

Eylül 2020 saha çalışmamızdan önce anadili Türk İşaret Dili olan bireyleri hem sanal ortamda hem de yüz yüze test ettik. Sanal ortamdaki deneylerin tamamlanmasının ardından araştırmacılarımız, Covid-19 nedeniyle sosyal mesafe kurallarının titizlikle uygulandığı bir ortamda deneyleri yürüttüler. Katılımcılarımızın deneye olan ilgisi, araştırmacılarımız için eşsiz bir deneyim ve motivasyon kaynağı oldu.

 

Sergi boyunca bütün katılımcıların isimleri gizliliklerini korumak amacıyla değiştirilmiştir.